Genel

Anasayfa / Genel
Ocak 22, 2026

Marka Hükümsüzlük Davalarının İtiraz Sürecine Etkisi ve Bekletici Mesele Talepleri

Simaj Patent | Marka Hükümsüzlük Davalarının İtiraz Sürecine Etkisi ve Bekletici Mesele Talepleri
Simaj Patent | Marka Hükümsüzlük Davalarının İtiraz Sürecine Etkisi ve Bekletici Mesele Talepleri
Yazar : Av. Burcu Yağar
Yazar : Av. Burcu Yağar

Yurt dışında tescilli olan ve/veya fiilen kullanılan markalara ilişkin olarak Türkiye’de yapılan marka başvurularının, önceki tarihte üçüncü kişiler adına kötüniyetli şekilde tescil edilmiş aynı/benzer markalar gerekçe gösterilerek reddedilmesi ve bu nedenle gerçek hak sahiplerinin Türkiye’de marka tescili engeliyle karşılaşmaları uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Gerçek hak sahipleri ise çoğu zaman söz konusu kötüniyetli tescillerden, ancak Türkiye pazarına girme kararı almaları üzerine yaptıkları marka başvuruları sırasında haberdar olmaktadır. Bu durum, gerçek hak sahiplerinin Türkiye’de marka tescili elde etmelerinin fiilen engellenmesine yol açmaktadır.

Bu gibi hallerde, kötüniyetli şekilde tescil edilen ve redde dayanak teşkil eden markanın tescil koruması devam ettiği sürece gerçek hak sahibinin kendi markasını Türkiye’de tescil ettirmesi mümkün olmadığından, marka sahipleri genellikle söz konusu markaya karşı kötüniyet iddiasına dayanarak yetkili mahkemeler nezdinde hükümsüzlük davası açmaktadır. Buna paralel olarak da marka başvurusu hakkında verilen ret kararına itiraz ederek, ilgili dava sonucunun Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi (TÜRKPATENT YİDD) nezdinde itiraz hakkında değerlendirme yapılmadan önce bekletici mesele yapılması talep edilmektedir.

Mahkemeler nezdindeki yargılama sonucu verilecek kararların TÜRKPATENT YİDD nezdinde beklenmesine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, 12.05.2017 tarih ve 30064 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Kurulları Yönetmeliği 6/3. Maddesinde, “Kurul, karara etki edecek bir konunun bekletici sorun yapılması hakkında ara karar verebilir” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olup, Kurul’a (YİDK) tanınan bu takdir yetkisi uygulamada tarafların bekletici mesele taleplerinin temel dayanağını oluşturmaktadır.

Öte yandan, 6769 sayılı SMK m.27/1 gereğince, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır. Diğer bir ifadeyle, hükümsüzlük kararlarının sonuçları geçmişe etkili sonuç doğurmaktadır. Bu yönüyle, redde mesnet teşkil eden marka aleyhine açılan hükümsüzlük davasının sonucunun, anılan yönetmelik hükmü kapsamında “karara etki edecek bir konu” olarak değerlendirilmesi teorik olarak mümkündür.

Buna karşın, marka başvurusunun reddine dayanak teşkil eden marka aleyhine kötüniyet gerekçesi ile hükümsüzlük davası açıldığını belirterek, itiraz hakkında karar verilmeden önce söz konusu davanın bekletici mesele yapılması talep edilen itirazlar bakımından TÜRKPATENT nezdinde istikrarlı biçimde olumlu sonuçlar elde edilemediği görülmektedir.

TÜRKPATENT YİDD’nin bu talepler açısından yaptığı değerlendirmelerinde, öncelikle ret gerekçesi markaya ilişkin olarak henüz verilmiş ve kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığına vurgu yapılmaktadır. Ayrıca, mevcut Türk yargı sisteminde fikri ve sınai haklara ilişkin uyuşmazlıkların ilk derece mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay olmak üzere üç aşamalı bir yargılama sürecine tabi olduğu ve ilk derece mahkemesi tarafından verilecek karara karşı kanun yollarına başvurulması halinde sürecin uzun yıllar sürebileceği ifade edilmektedir. Bu çerçevede, ret gerekçesi markaya ilişkin olarak yargıda devam eden ve kesinleşmesi uzun zaman alabilecek hükümsüzlük davalarının sonucunun beklenmesi yönündeki talepler Kurul tarafından kabul edilmemektedir.

Örnek bir YİDK kararında “mevzuatta erteleme yönünde açık bir düzenleme bulunmadığı müddetçe, idarenin sürekliliği ilkesi gereği idari işlemlere devam edilmesi gerektiğini”, bu nedenle hükümsüzlük davası açılmasının TÜRKPATENT işlemlerini resen durdurmadığını, açılan davaların ancak sonuçlandığı ve kesinleştiği takdirde Kurum açısından bağlayıcı olacağı ifade edilmiştir.

Her ne kadar anılan yönetmelik ile Kurul’a bekletici mesele konusunda takdir yetkisi tanınmış olsa da uygulamada TÜRKPATENT YİDD’nin bu yetkiyi kullanırken ağırlıklı olarak davanın henüz kesinleşmemiş olması, yargılama süreçlerinin uzunluğu ve Kurum’un işlemlerini belirsiz sürelerle askıya alma yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçelerine dayandığı görülmektedir. Bu değerlendirmelerde, taraf menfaatleri veya devam eden yargılamanın dosya üzerindeki olası etkileri yönünden ilave bir değerlendirme yapılmadığı dikkat çekmektedir.

Benzer bir takdir yetkisi, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (EUIPO) nezdinde de mevcuttur. Komisyon Tüzüğü uyarınca uygun koşulların varlığı halinde EUIPO’ya itiraz dosyasını/işlemlerini askıya alabilme/bekletme yönünde geniş takdir yetkisi tanınmıştır.

Bununla birlikte, Avrupa Birliği Adalet Divanı Genel Mahkemesi’nin (“ABAD”) muhtelif kararlarında, EUIPO Temyiz Kurulu’nun itiraz dosyasını bekletip bekletmeme konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu; ancak bu yetkinin yargısal denetim dışında olmadığı açıkça vurgulanmaktadır. ABAD içtihatlarına göre, bekletici mesele taleplerinde öncelikle paralel yargılamanın itiraz sonucunu etkileyip etkilemeyeceği, ardından tarafların menfaatlerinin dengeli biçimde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Nitekim bazı ABAD kararlarında, itiraz aşamasında gerekçe gösterilen markalar aleyhine açılan iptal davasının bekletici mesele yapılmasını reddeden Temyiz Kurulu kararının, taraf menfaatlerini yeterince değerlendirmediği; bu nedenle itiraz işlemlerinin bekletilmesi talebinin reddine ilişkin kararda değerlendirme hataları bulunduğu gerekçesiyle iptal edildiği görülmektedir.

Birçok EUIPO kararında da, itiraza dayanak gösterilen markanın paralel bir hükümsüzlük veya iptal prosedürüne konu olması halinde, “önceki hakkın risk altında olması” gerekçesiyle itiraz prosedürlerinin askıya alındığına rastlanmaktadır.

Paralel olarak, AB üyesi ülke uygulamalarında da benzer bir yaklaşımın benimsendiği görülmektedir. Örneğin, Alman mevzuatında, itiraza dayanak markaya karşı iptal veya hükümsüzlük işlemleri devam ediyorsa bekletici mesele kararının taraf menfaatlerinin tartışılması sonucu verilmesi gereken takdiri bir karar olduğu kabul edilmektedir.

Özetle, EUIPO ve AB üyesi ülkelerdeki uygulamalarda, bekletici mesele konusunda ofislere takdir yetkisi tanınmakla birlikte, bu yetkinin kullanımında taraf menfaatlerinin dengeli biçimde değerlendirilmesi ve itiraz dosyasının bekletilmesinde hukuki yarar bulunup bulunmadığının irdelenmesi esasına dayalı bir karar mekanizmasının benimsendiği görülmektedir.

Bu yaklaşım, TÜRKPATENT’in mevcut uygulamasından belirgin biçimde ayrılmaktadır. Nitekim EUIPO’dan, bekletici mesele taleplerini reddederken taraf menfaatlerini gereği gibi tartması ve dosyaya ilişkin tüm hususları dikkate alması beklenirken; TÜRKPATENT’in mevcut uygulamasında bekletici mesele taleplerinin reddinde başlıca ve çoğu zaman tek gerekçenin, yargılama süreçlerinin uzunluğu olduğu görülmektedir.

Her ne kadar TÜRKPATENT YİDD, bekletici mesele taleplerini değerlendirirken taraf menfaatlerini gözetme yönünde açık bir yükümlülük getirilmemiş olsa da bekletici mesele taleplerinin salt uzun süren yargılama süreçleri sebebiyle peşinen reddedilmesinin isabetli olmadığı düşünülmektedir.
Zira TÜRKPATENT YİDD kararlarında da ifade edildiği üzere, hükümsüzlük davalarında kesinleşmiş kararların alınmasının uzun yıllar sürebilmesi, yargılamadaki uzamaların olumsuz sonuçlarının gerçek hak sahiplerine yüklenmesini ve bu kişilerin dezavantajlı bir konuma düşmesine yol açabilmektedir. Ayrıca bu tür taleplerin kabul edilmemesi, gerçek hak sahiplerini, hükümsüzlük davası kesinleşene kadar seri marka başvuruları yapmaya zorlayabilmekte; bu durum ise ilave maliyetler doğurmaktadır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu genel gerekçesinde de vurgulandığı üzere, AB mevzuatıyla uyumlu, etkin ve çağdaş bir sınai mülkiyet sisteminin oluşturulması hedeflenmektedir. Bu çerçevede, Kurul’a bekletici mesele taleplerine ilişkin takdir yetkisi tanıyan düzenlemenin, EUIPO ve AB üyesi ülke uygulamalarına benzer şekilde taraf menfaatlerinin tartışılarak değerlendirilmesini zorunlu kılacak biçimde yorumlanması veya uygulamada bu yönde bir yaklaşım benimsenmesi, AB mevzuatıyla uyumun arttırılmasını amaçlayan 6769 sayılı SMK ruhuna da uygun düşecektir.

Yönetici Ortak Patent ve Marka Vekili
Yönetici Ortak Patent ve Marka Vekili

Lorem ipsum, dolor sit amet consectetur adipisicing elit. Architecto, numquam odio. Dolor obcaecati quam asperiores rem dolorem debitis perferendis. Deleniti possimus totam harum recusandae.

Lorem ipsum dolor, sit amet consectetur adipisicing elit. Consectetur, omnis. Perspiciatis, placeat provident sapiente culpa alias fuga odit distinctio doloribus accusantium cum cumque iste nulla. Ullam, quisquam, nesciunt quaerat cupiditate, ab magni nobis expedita voluptates dicta fugiat illum nemo asperiores?

Özgür R. Yörük

Yönetici Ortak

Lorem ipsum, dolor sit amet consectetur adipisicing elit. Architecto, numquam odio. Dolor obcaecati quam asperiores rem dolorem debitis perferendis. Deleniti possimus totam harum recusandae.

Lorem ipsum dolor, sit amet consectetur adipisicing elit. Consectetur, omnis. Perspiciatis, placeat provident sapiente culpa alias fuga odit distinctio doloribus accusantium cum cumque iste nulla. Ullam, quisquam, nesciunt quaerat cupiditate, ab magni nobis expedita voluptates dicta fugiat illum nemo asperiores?
Roller
Patent ve Marka Vekili

Bugün Hizmet Vermemekteyiz

Bugün, özel bir gün nedeniyle firmamız faaliyet göstermemektedir. Tüm talepleriniz ve iletişimleriniz, mesai saatlerimiz yeniden başladığında işleme alınacaktır. Anlayışınız için teşekkür eder, iyi günler dileriz.