Genel
2022 yılında genel kullanıma sunulan ChatGPT ile birlikte her geçen gün gündelik hayatta etkisini artıran yapay zeka kullanımının iş ve akademik hayata da dahil olması ve üretken yapay zeka (generative AI) konseptine geçilmesi sonrası hukuken yapay zekanın kullanımı ve bu kullanımın sonuçlarının düzenlenmesi ihtiyacı oluşmuştur. Nitekim, internet gibi kullanımı üstel bir biçimde artan yapay zekanın yalnızca birkaç yılda geldiği bu nokta düşünüldüğünde önümüzdeki 5 yıl gibi kısa bir sürede ortaya çıkardığı eserlerin ve çıktıların ekonomik ve ticari bir değeri olabileceği ve bu sebeple telif hakkı ve maddi/manevi tazminat kapsamlı hukuki uyuşmazlıklara konu olabileceği kolaylıkla görülmektedir.
Üretken yapay zeka gündelik hayata çok hızlı bir şekilde entegre olmasına rağmen pek çok ülke yapay zeka lehine ya da aleyhine hukuki düzenleme getirmekten kaçınmış ve bu kapsamda yapılan hukuki değerlendirmeler yalnızca tanımlayıcı bir çerçeve çizmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti’nde 2023 yılında yürürlüğe giren “Üretken Yapay Zeka Hizmetlerinin Yönetimine İlişkin Tedbirler” ve Japonya’da 2024 yılında iş dünyası için yayımlanan “Yapay Zeka Kılavuzu” gibi hukuki gelişmeler yapay zekanın gelişen ve ilerleyen kapsamına karşı yeterli ölçüde hukuki netlik sağlamamıştır.
1 Ağustos 2024’te yürürlüğe giren “AB Yapay Zeka Tüzüğü” ile yapay zekaya ilişkin genel hükümler ve kabul edilemez risk taşıyan yapay zeka sistemlerine yönelik yasaklar başlamış, Genel Amaçlı Yapay Zeka (GPAI) ile uygulama kuralları somutlaştırılmaya başlanmış, genel amaçlı yapay zeka sistemleri için bildirim yükümlülüklerinin ve cezaların uygulanmaya başlanması ve AB Yapay Zeka Ofisi kurulması kararı alınmıştır.
Dünya genelinde, üretken yapay zeka ve bu eserlerin hukuki statüsü ve korunması konusundaki en ciddi hukuki gelişmelerden biri olan AB Yapay Zeka Tüzüğü ülkemizde de etki uyandırmış ve 24 Haziran 2024 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Yapay Zeka Kanun Teklifi sunulmuştur.
Türk Hukukunda Yapay Zeka Üretimi Çıktıların FSEK Kapsamında Güncel Hukuki Durumu
Türk hukukunda yapay zeka tarafından üretilen eserlerin hukuki statüsü açık bir şekilde özel olarak düzenlenmemiştir; bu nedenle konu, mevcut Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri çerçevesinde yorum yoluyla ele alınmaktadır. FSEK madde 1/b (a) bendine göre “a) Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musikî, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade ettiğinden insan katkısı bulunmayan herhangi bir ürün eser sıfatını kazanamayacaktır. Bu kapsamda, tamamen yapay zeka tarafından insan müdahalesi olmaksızın oluşturulan içerikler kural olarak eser kabul edilmez ve telif hakkı korumasından yararlanamamaktadır. Ancak yapay zekanın yalnızca bir araç olarak kullanıldığı ve insanın yaratıcı katkısının belirgin olduğu durumlarda ortaya çıkan ürün somut olayın koşullarına göre eser sayılabilir ve bu durumda hak sahipliği de söz konusu katkıyı sağlayan kişiye ait olur. Buna karşın, yapay zeka üretimlerinin artmasıyla birlikte mevcut düzenlemelerin yetersiz kaldığı ve hızla gelişen üretken yapay zeka karşısında bu konuda net düzenlemeler gerektiği aşikardır.
08.04.2026 tarihli 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile yapay zeka tarafından üretilen eserlerin telif hakkı ve yapay zeka kullanımı konusunda kapsayıcı bir teklif getirilmiştir.
Teklifin en dikkat çekici yönlerinden biri, sadece veriyi değil, yapay zeka tarafından üretilen çıktıları da düzenleme kapsamına almasıdır. Sunulan teklife göre “yapay zeka sistemleri tarafından üretilen çıktıların; eser, icra, fonogram, yapım veya yayınları doğrudan ya da dolaylı olarak ikame edecek, bunların ekonomik değerinden yararlanacak veya bunlarla rekabet edecek şekilde ticari veya mesleki amaçlarla kullaılması da uygun bedel karşılığında lisansa tabidir.” önerisi getirilmiştir. Buna göre, eğer bir yapay zeka çıktısı, insan emeğine dayalı eserlerin yerine geçiyor ya da onların ekonomik değerinden faydalanıyorsa, bu kullanım da lisans ve toplu lisanslamaya tabi olacaktır. Böylece, yapay zeka ile üretilen içeriklerin tamamen serbest olması engellenirken, yaratıcı sektörlerin korunması amaçlanmaktadır. Bu yaklaşım, teknolojik gelişim ile telif hakkı sahiplerinin ekonomik çıkarları arasında denge kurmayı hedefleyen bir model sunsa da teklif kapsamında kullanılan “uygun bedel” ve “doğrudan ya da dolaylı olarak ikame edecek” gibi muğlak ibareler sebebiyle hem eser sahiplerine net bir koruma sağlamamakta hem de yapay zeka kullanıcılarını öngörülemez bir hukuki sorumluluk altına almaktadır.