Genel
Son dönemde mal ve hizmet sınıflarına ilişkin önemli bir revizyon gündeme gelmiştir. Bilindiği üzere Nice Sınıflandırması, uluslararası uygulamada dinamik bir yapıya sahip olup, teknolojik gelişmeler ve ticari pratikler doğrultusunda periyodik olarak güncellenmektedir. Bu kapsamda bazı mal ve hizmetlerin ait oldukları sınıflarda değişiklikler yapılmış; örneğin daha önce 9. sınıfta değerlendirilen bazı ürünlerin farklı sınıflar altında ele alındığı görülmüştür. Bu değişikliklere ilişkin bir tebliğ yayımlanmış olmakla birlikte, uygulamanın ulusal düzeyde tam anlamıyla yeknesaklaştığı henüz söylenememektedir.
Türkiye özelinde, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından henüz güncel sınıf listesi resmî internet sitesinde yayımlanmamış ve Resmî Gazete’de açık bir yürürlük metni ile ilan edilmemiştir. Bununla birlikte, EPATS sistemi üzerinden yapılan yeni başvurularda, sınıf kapsamlarının fiilen güncellendiği; bazı malların artık önceki sınıfları dışında değerlendirildiği uygulamada açıkça gözlemlenmektedir. Bu durum, mevzuat ile elektronik başvuru altyapısı arasında geçiş sürecine özgü bir uyumsuzluk yaratmaktadır.
Uluslararası uygulamalara bakıldığında ise Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde, güncel Nice sınıflandırmasının esas alındığı ve başvuruların bu çerçevede kabul edildiği görülmektedir. Özellikle Madrid Protokolü kapsamında yapılan uluslararası başvurularda ve AB Marka başvurularında, revize edilmiş sınıf yapısına uygun mal ve hizmet tanımlarının tercih edilmesi, olası şekli eksikliklerin ve resen ret risklerinin azaltılması açısından önem arz etmektedir.
Bu geçiş döneminde, marka başvurusu sahipleri ve vekiller bakımından en sağlıklı yaklaşım, fiilî uygulamayı esas almakla birlikte, açıklayıcı ve güncel Nice terminolojisine uygun mal ve hizmet tanımları kullanmaktır. Mevzuatın resmen güncellenmesiyle birlikte uygulamanın netlik kazanması beklenmekle birlikte, mevcut durumda başvuru stratejisinin hem ulusal hem de uluslararası uygulamalar dikkate alınarak belirlenmesi, marka haklarının etkin ve sürdürülebilir biçimde korunması açısından kritik önemdedir.